Dijital Cüzdanın Gizli Giyotinleri
Bir 'açıklama' kısmına sığdırılan hayatlar ve Maliye'nin keskin gözü.
Cebimizdeki son kaleyi de zapt ettiler; artık o telefonun ucundaki 'gönder' tuşu, bir celladın ipi kadar tehlikeli. Eskiden parayı elden ele verirken göz göze gelirdik, şimdi bir IBAN numarasıyla ruhumuzu devlete teslim ediyoruz.
O telefon ekranındaki o boşluk, hani şu 'Açıklama' yazan yer var ya, aslında orası bir itiraf kabini. İnsanlar oraya 'kira', 'borç' ya da 'akşamki yemek' yazarken aslında kendi sonlarını hazırladıklarının farkında değiller. Maliye, bir hayalet gibi banka hesaplarının arasında dolaşıyor ve o boş bırakılan her satır için bir fatura kesiyor.
Geçen gün Eminönü’nde, kırk yıllık bir çay ocağında oturdum. Sahibi yaşlı bir adam, elleri titreyerek bir kağıda IBAN numarasını yazmış, duvara asmış. Yan masadaki genç çocuk, telefonunu çıkarıp o numarayı tuşlarken 'Amca, açıklama kısmına ne yazayım?' diye sordu. Yaşlı adam, 'Bir şey yazma evlat, çay parası işte' dedi.
İşte o an kalbim sıkıştı. O yaşlı adamın, o 'bir şey yazma' dediği boşluğun bedelini binlerce liralık cezalarla ödeyeceğini bilmemesi canımı yaktı. Oysa o boşluk, Maliye için 'belgelenmemiş kazanç' demek, 'vergi kaçırma' demek, bir esnafın kapısına kilit vurulması demek.
Şehir efsanesi sanıyorsunuz ama değil. Artık her IBAN transferi, radarda parlayan birer kırmızı nokta. Eğer bir mal veya hizmet alıyorsanız ve o açıklama kısmına 'ödemedir' yazmıyorsanız, ya da daha fenası, orayı bomboş bırakıyorsanız, devlet sizin o parayı kara paradan mı yoksa kayıt dışı ticaretten mi kazandığınızı sorguluyor.
Sadece esnaf da değil mesele. Arkadaşınıza gönderdiğiniz bir borcun geri dönüşü bile, doğru kelimelerle süslenmezse bir mali felakete dönüşebilir. 'Borç ödemesi' yazmadığınız her kuruş, yarın bir gün 'ticari kazanç' olarak karşınıza dikilecek.
Bir keresinde bir dostumun, sırf şaka olsun diye açıklama kısmına 'Silah parası' yazdığı için emniyette ifade verdiğine şahit olmuştum. Mizah duygusu olmayan algoritmalarla yönetiliyoruz artık. O algoritmalar gülmez, sadece toplar ve çıkarır.
Şimdi herkes birbirine bakıyor; 'Acaba o eski ödemelerden başım yanar mı?' diye. Yanar efendim, hem de nasıl yanar. Geçmişin dijital izleri silinmiyor, sadece uygun zamanı bekliyor.
Bu sistemde dürüst olmak yetmiyor, dürüst olduğunuzu o küçük kutucuğa sığdırmanız gerekiyor. Açıklama kısmını boş bırakmak, karanlık bir sokakta fener yakmadan yürümeye benziyor. Er ya da geç bir çukura düşeceksiniz.
O yüzden, o 'gönder' tuşuna basmadan önce durun ve düşünün. Oraya yazdığınız –veya yazmadığınız– her kelime, gelecekteki huzurunuzun sigortasıdır. Devletin gözü artık cüzdanınızın içinde değil, o cüzdanın içindeki trafiğin her bir virajında.
Unutmayın, dijital dünyada hiçbir şey unutulmaz. Hele ki vergisini bekleyen bir devlet, asla unutmaz. O küçük ekranlardaki boşlukları ciddiye alın, yoksa o boşluklar bir gün hayatınızın orta yerinde koca bir uçuruma dönüşür.
Burak Deniz
Galatasaray altyapısında oynadı ama profesyonel olamadı. Bu acıyı yazıya çevirdi.