Cebimizdeki Gürültünün Sonu: Bir Devrin Sessiz Vedası
Gece yarısı yastığınızın hemen ucunda duran o metal yığını aniden titrediğinde, kalbiniz hâlâ o eski, saf refleksle yerinden oynuyor mu? Birinden haber mi var, bir acil durum mu, yoksa beklediğiniz o mesaj nihayet geldi mi? Maalesef, çoğu zaman ekranı aydınlatan ne bir dost selamı ne de bir aşk itirafı oluyor. Karşınızda yine o arsız, o ısrarcı ve o davetsiz misafir: 'Sayın Müşterimiz, size özel kredi fırsatıyla...'
Lavabonun Altındaki Sessiz Cinayet Mahalli
Mutfak lavabosunun o karanlık deliğine döktüğünüz her damla yağ, aslında bir şehrin damarlarını tıkayan sessiz bir katildir. O anlık kurtuluş hissi, o 'gözden ırak olan gönülden de ırak olur' mantığı, yerin metrelerce altında devasa bir felakete dönüşüyor. Çoğumuz o 'foşş' sesini duyduğumuzda her şeyin bittiğini, kirliliğin akıp gittiğini sanıyoruz. Oysa o sarımtırak sıvı, boruların içinde soğuyup katılaşırken, kentin yeraltı labirentlerinde bir canavara dönüşüyor.