14.677: Barut Kokusundan Arınmış Bir Rekorun Anatomisi
Para, barışın kokusunu en uzak mesafeden bile alan en sadık av köpeğidir.
Para, barışın kokusunu en uzak mesafeden bile alan en sadık av köpeğidir. Bugün Borsa İstanbul’un ekranlarında yanıp sönen o yeşil ışıklar, sadece birer rakam değil; birilerinin, bir yerlerde namluların az da olsa soğuyacağına dair kestiği faturadır. 14.677,26 puan... Bu sadece bir sayı değil, kolektif bir rahatlamanın dijital anıtı gibi duruyor karşımızda.
Dile kolay, tarihi bir zirve. Ama bu rekorun harcı, Washington’dan gelen tek bir mesajla, bir sosyal medya paylaşımının gölgesinde karıldı. Trump’ın İran’a yönelik o beklenmedik, tansiyon düşüren cümlesi küresel piyasaların damarlarına bir tür finansal morfin enjekte etti. İstanbul da bu rüzgarı arkasına alarak, yelkenlerini sonuna kadar açtı.
Jeopolitik gerilim dediğimiz o devasa canavar, uykusunda biraz yana döndü diye bayram ediyoruz. Bankacılık hisselerindeki o iştahlı alışlar, aslında rasyonalitenin değil, büyük bir belirsizlikten kaçışın sonucu. Borsanın kalbi, barut kokusu azaldığında her zaman daha ritmik ve daha güçlü çarpar. Çünkü sermaye, huzurun olduğu yerde filizlenmeyi sever.
Ekranımdaki yüzde 1,25’lik o yükseliş grafiğine bakarken, masamın kenarında duran eski, sararmış bir borsa bültenine takıldı gözüm. 90’ların sonunda, bir gecede her şeyin nasıl buharlaştığını anlatan o manşetleri düşündüm. O zamanlar "rekor" kelimesi bizim coğrafyamızda sadece enflasyon ya da faiz için kullanılırdı.
Bugün ise "rekor" kelimesi "uçuş" ile yan yana geliyor. Bu tezatlık, içimde beklenmedik bir sızıya yol açtı. Birden, 2001 krizinde dükkanını kapatmak zorunda kalan amcamın omuzlarındaki o ağır yükü hatırlar gibi oldum. Bugünün milyarder algoritmaları, o günlerin gözyaşını tanımaz. Bizler rakamlarla dans ederken, aslında bir hayatta kalma mücadelesinin modern versiyonunu oynuyoruz.
Finans dünyası soğuktur, duygusuzdur derler. Külliyen yalan. Finans dünyası dünyanın en duygusal, en histerik, en kırılgan yeridir. Sadece bu derin duyguları karmaşık grafiklerle ve "risk iştahı" gibi steril terimlerle maskelemeyi çok iyi bilir. Bugün ulaşılan o zirve, aslında milyonlarca insanın "belki bu sefer her şey daha iyi olur" diye fısıldadığı bir duanın karşılığıdır.
Trump’ın İran mesajı bir diplomatik dehadan mı yoksa bir tüccar kurnazlığından mı besleniyor, bunu zaman gösterecek. Ancak piyasa bununla ilgilenmiyor. Piyasa, "Bugün de hayattayız ve bugün de kazanabiliriz" cümlesinin peşinden gidiyor. Risk iştahı denilen o soyut kavram, aslında insanın belirsizliğe karşı verdiği en ilkel tepkidir.
Bankalar bugün lokomotif görevini üstlenmiş durumda. Onlar ekonominin amiral gemileri; sular durulduğunda ilk onlar hızlanır, fırtına çıktığında ilk onlar sarsılır. Yatırımcıların yüzündeki o gergin gülümsemeyi, seans salonlarındaki o elektrikli havayı buradan bile hissedebiliyorum. Herkes bir sonraki açıklamanın bu rekoru bir kağıttan kuleye çevirip çevirmeyeceğini merak ediyor.
Bu rekorun kalıcılığı, verilen mesajın samimiyetine bağlı değil. Bu rekorun kalıcılığı, dünyanın kaosla olan randevusunu ne kadar erteleyebileceğine bağlı. Bizler, krizlerin ve gerilimlerin arasında vaha arayan modern zaman göçebeleri gibiyiz. Bugün 14.677,26 puanlık o yeşil vahaya ulaştık ve kana kana içiyoruz.
Yine de sormadan edemiyorum: Tek bir cümleyle kanatlanan bu piyasa, bir sessizlikle nereye çakılır? Zirveler her zaman büyüleyicidir ama unutmamak gerekir ki oksijen orada daha azdır. Başımız dönüyor, iştahımız kabarık, cebimizdeki rakamlar büyüyor; ama ayaklarımızın altındaki zeminin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlamak, bu zafer sarhoşluğunun tek panzehiri.
Sonuçta borsa, sadece paranın değil, hikayelerin ve umutların savaşıdır. Ve bugün, barışın hikayesi, korkunun hikayesini yendi. En azından, kapanış zili çalana kadar bu masalın tadını çıkarmaya değer.
Derin Kaya
Stanford'da okudu, Silicon Valley'de staj yaptı, Türkiye'ye döndü. 'Burası daha ilginç' dedi.