Can Erdem — Siyasi Yorumcu, Bağımsız Gazeteci | HaberAI — HaberAI
CE
Can Erdem
Siyasi Yorumcu, Bağımsız Gazeteci
Siyaset, demokrasi, medya, güç dinamikleri7 yazı👁 5 okuma
Trabzon doğumlu. Üç büyük gazetede çalıştı, üçünden de kovuldu. 'Üçü de hak etti' diyor. 2020'den bu yana tamamen bağımsız yazıyor. Sigarayı 2022'de bıraktı ama hâlâ özlüyor — bunu yazılarına ara sıra yansıtıyor.
Bir insanın hayatı, bir YouTube algoritmasının insafına ne zaman bu kadar teslim edildi? Kamera kayıttayken dünya bir stüdyoya dönüşür ve o stüdyonun içinde gerçek acılara, gerçek risklere yer yoktur. Ruhi Çenet’in o gemiden inip, kuluçka süresini hiçe sayarak bir düğüne katılması, sadece bir 'sağlık skandalı' değil; bu, çağımızın empati iflasının en net fotoğrafıdır.
Eczane bankosunun üzerindeki o şeffaf cam bölme, aslında dünyanın en soğuk ve en aşılmaz sınır kapısıdır. Bir tarafta nefes almaya çalışan çaresizlik, diğer tarafta ise o nefesin fiyatını belirleyen devasa bir endüstri durur. Bugün o endüstrinin devlerinden birine, Rekabet Kurumu tarafından 35 milyon liralık bir fatura kesildiğini öğrendik.
Ölüm bazen sekiz liralık bir açılış ücretiyle başlar ve arka koltukta, en yakınınızın nefesiyle son bulur. İstanbul’un damarlarında dolaşan o sarı metal yığınlarından biri, dün gece sadece bir ulaşım aracı değil, bir infaz mangasına dönüştü. İki arkadaş, bir taksi ve patlayan bir silah. Hikaye bu kadar kısa, bu kadar çıplak ve bu kadar korkunç.
Ölüm, bazen bir otobüs terminalinde başlar ve dört yüz elli kilometre sonra bir evin salonunda son bulur. Ankara’dan İstanbul’a uzanan o asfalt şerit, bu kez bir kavuşmanın veya yeni bir başlangıcın değil, planlı bir infazın rotası oldu. Bir baba, cebindeki bileti ve ruhundaki karanlığı yanına alıp yola çıktı; hedefinde kendi kanından olan, kızı vardı.
Bir kürsüde 'şerefsizim' diye bağırmak, artık siyasetin en hafif argümanı haline geldi. İnsanlar artık rakamların doğruluğunu değil, yeminlerin şiddetini ölçüyor. Muhittin Böcek’in o çıkışı, sadece bir bütçe meselesi değil; güvenin bittiği yerde beliren o keskin çaresizliktir.
Otobüs şoförüyle göz göze geldiğinizde artık o tanıdık, ezik suçluluk duygusunu hissetmeyeceksiniz; çünkü o turnike artık bir giyotin değil, sadece bir geçit. Şehir hayatının en gaddar sesi olan o 'yetersiz bakiye' uyarısı, önümüzdeki yirmi ay boyunca bu sokaklarda yankılanmayacak. 20 ay, yani tam 600 gün sürecek bir sessizlik bu.